27 Temmuz 2013

İnsanlığı Kaçıranlar


Ben sizin kanallarınızı seyretmedim, gazetelerinizi okumadım diye bir kaç sözüm ona ulema zırvasını, bir kaç mitingi, bir kaç viyadük, bir metro, bir havaalanı açılışını, ekonominin iyi gittiğini söyleyen haberleri, bir adet Alemin Kıralı Şafak Sezer'i, Yasin suresi mealini, Survivor'ı, Nihat Hatipoğlu'nun gözyaşlarını, Döngeloğlu, Necipoğlu ve bilimum benzerinin sunduğu sahur programlarını, Levent Erden'in kafasını, Vapurda Çay Simit Sohbet'i, Teke Tek'i, Kırık Testi'yi, Tarafsız Bölge'yi, 5N1K'yı, Çılgın Koleksiyoncu'yu, Abide Şahsiyetler'i, Kalbin Zümrüt Tepeleri'ni, Mukabele'yi, Ben Bilmem Eşim Bilir'i, televizyonlarda "ilk defa" yayınlanan bir kaç sinema filmini, konut satışlarındaki patlamayı, iki oğlunu gösterilerde yitiren Mısır'lı bir annenin dramını, Tarihin Arka Odasını, 360 Derece'yi, koca koca adamların bağıra çağıra konuştukları abuk subuk spor programlarını, taraflı gazete okuyan ibişleri, satılık köşeleri, her dönemin adamı yazarları, penguen belgeselini falan kaçırdım... 

Siz, ÇAPUL TV, HALK TV ve ULUSAL TV seyretmeyerek, SÖZCÜ ve hükümetin baskılarına boyun eğmeyen diğer gazeteleri okumayarak, öldürülen çocuklarınızı, kardeşinizin evine düşen ateşi, akan kanı, diz boyu yalanı, haksızlığa uğrayan insanları, suçunu bilmeden senelerdir hapishanede yatan insanları, bir maske bir gözlük yüzünden içeri alınan ve şiddet gören gençleri, halkı halka karşı kışkırtanları, delilleri karartanları, kendi halkına Allah Allah diye koşan polisleri ,tüm ezberleri bozan yeryüzü sofralarını, konuşarak anlaşma kültürüne sahip gerçek vatanseverlerin düzenledikleri forumları,  rencide etmeyen onurlu yardımlaşma etkinliklerini, gözleri kör olanları, tazyikli suyla boynu kırılanları, gaz fişeklerinden testisleri parçalananları, evlatlarına ağıt yakan anaların feryadını kaçırdınız... 

Aslında siz insanlığı kaçırdınız!


Allah razı gelir mi?



Yoksa siz şimdi o adama uyarak haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan mı oldunuz?






26 Temmuz 2013

Çağrı


Kişisel görüşüm ve buna istinaden çağrımdır. 


Sevgili -dönekler hariç- yıllardır ideolojisini korumuş, inandığı yoldan dönmemiş ve ölümüne savunmuş, bu iktidar zamanında nihayet dünyalığa kavuşmuş, çocuklarını özel okullara, yurtdışına yollayabilmiş, iyi evlerde oturabilmiş, iyi arabalara binebilmiş, kendini nihayet iyi, güçlü ve muzaffer hissetmiş yazarlar, iş adamları, sanatçılar, işçiler lütfen susmayınız! Eskisi gibi doğru bildiğinizi söylemeye devam edin! Sizi bugünlere getiren mertliğinizi koruyun! İnançlılığınızın ve azminizin dinamiğinden faydalanarak buraya gelmiş, sundukları menfaatler ile sizi kıstırdıklarını, onlara muhtaç olduğunuzu, onlarsız yapamayacağınızı zannedenleri üzerinizden atın! 

Sizi, onlar var etmedikleri gibi yok da edemezler! 
Korkmayın! 

Gezi Parkı hepinizi kucaklayacak ve olduğunuz gibi kabul edecek hoşgörüye ve erdeme sahipti. 

Belki o sırada göremediniz ama geç değil. Eminim, oradan zorla yakışıksız bir şekilde mahrum bırakılan insanların büyük bir çoğunluğu içlerinde Gezi Parkı'nı yaşatmaya devam edecekler ve kapılarını her daim sizlere açık tutacaklardır. 

Ben Türkiye'yi gezdim, Konya dahil, "Ne olursan ol gel" diyen Mevlana'yı belki de bir tek Gezi Parkı'nda gördüm.

Malum şahsın, hangi hadis-i şerifi utanmadan diline pelesenk ettiğini unutmayın! 

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır"


Haziran 2013




Cüret Etme İhtimali

Ahmet Özhan başta olmak üzere bir çok ünlü üyesi bulunduğu bilinen, Cem Yılmaz, Mazhar Alanson, Ali Taran ve Athena Gökhan gibi ünlü isimlerin de ziyaret ettikleri söylenen Cerrahi Tarikatı'nın postnişini Ömer Tuğrul İnançer'in hamile kadınların sokakta dolaşmalarını terbiyesizlik olarak nitelendiren sözleri kafamı fena karıştırdı.

Kitaplarına, internetteki videolarına göz atmışlığım, televizyonlardaki sohbetlerine kulak kabartmışlığım da vardır. Bu sebeple, bugüne kadar duruşunu beğendiğim bu "zeki ve hoşgörülü tasavvuf düşünürünün" böyle bir hata yapmasını mümkün görmüyorum.

Bulunduğu makam sebebiyle insanların sevgi ve saygısını kazanmış olan İnançer'in, uygun ortamı yakaladığında -uygun iklim de sağlanmışsa- birden bire, rahatlıkla "gizli bir gündeme" hizmet ettiği düşünülebilecek düşüncelerini hoyratça ifade eden adamlardan biri olduğunu düşünmek de istemiyorum.

Fakat bu ihtimal, yani mahallenizdeki ya da arkadaş çevrenizdeki hoşgörü abidesi, karşıt görüşte olan birisinin, kitaplarını okuduğunuz, katılmasanızda düşüncelerine saygı duyduğunuz tonton amcanın ya da nur yüzlü teyzenin bir gün aniden kendisinde, bedeninize, hayatınıza dokunacak cüreti bulması ihtimali maalesef bir Türkiye gerçeği olarak tüm mide bulandırıcılığıyla karşımda dikiliyor.

18 Temmuz 2013

Adım Ali İsmail Korkmaz


2 Haziran 2013 Pazar gecesi Eskişehir'deki Gezi Parkı protestolarında polisin gazlı müdahalesinden kaçarken ara sokakta "kimliği belirsiz" kişiler tarafından öldüresiye dövülerek komaya sokulan, omzu kırılmış olduğu ve başına çok fazla darbe aldığını söylediği halde götürüldüğü 2 hastaneden ve 2 polis merkezinden de evine gönderilen, ertesi gün uyandığında konuşma zorluğu çektiği için Hatay'daki ailesini arayıp yardım isteyen, inşaat işçisi babanın 19 yaşındaki Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 1. sınıf öğrencisi oğlu Ali İsmail KORKMAZ'ı 38 günlük bekleyişin sonunda 10 Temmuz 2013 Çarşamba günü kaybettik.

Evet Gezi Parkı Direnişi gösterilerinde bir çok can yandı; bir çok insan sakat kaldı; 5 insan hayatını kaybetti; ama Ali İsmail Korkmaz gözümün önünden hiç gitmiyor. Sürekli kendimi ya da sevdiklerimi onun yerine koyuyorum. Yürüyüş yaparken karşı karşıya kaldığı polisin gazlı müdahalesinden kaçışı, ara sokağa girişi, o korkaklarla, hainlerle, vicdansızlarla karşılaşması, başında dikilen eli sopalı adamların darbelerinden korunmak için yerde çırpınışı, vurmayın öldüm diye yakarışı...


Başına gelen bu korkunç olayı, işte bu hainliği kaldıramıyorum...

Hükümetten bir Allah'ın kulu başsağlığı dilemedi ya kaldıramıyorum...
19 yaşında gencecik bir evladını, vatandaşını yitirdin be muktedir! 


Allah ailesine, hepimize sabır versin...



Huzur içinde yat çocuk...Dilerim sana bunu yapanlar, yapanları azmettirenler, yapmalarına göz yumanlar, katillerini koruyanlar kahrolur.



Tüm, bugün günaydın diyemeyecek olanlar için "Adım Ali İsmail Korkmaz"! 






Boğazımdan hiç birşey geçmiyor
Resmini görünce haberlerde
Kalbim sıkışıyor nefesim daralıyor
Seni düşününce yatarken yerde

Gel birbirimize sarılalım
Hakkımızı savunalım
Korkaklar pusu kursunlar sokaklarda

Gel birbirimize sarılalım
Gerçeği haykıralım
Onlar boğulsunlar pisliklerinde

Geceleri gözüme uyku girmiyor
Katillerin hala meçhul diye
İçimdeki bu acı hiç mi hiç dinmiyor
Vuranların nefretini gördükçe

Gel birbirimize inanalım
Parkımızı koruyalım
Cahiller pusu kursunlar sokaklarda

Gel birbirimize inanalım
Gerçeği haykıralım
Onlar boğulsunlar nefretlerinde

Gel birbirimize sarılalım
Hakkımızı savunalım
Korkaklar pusu kursunlar sokaklarda

Gel birbirimize inanalım
Farkımızı koruyalım
Hainler pusu kursunlar sokaklarda

16 Temmuz 2013

Yeni Baştan


Eyvallah "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" da, bu hükümetin telafisi mümkün olmayan bir çok şey yaptığını unutmamak gerek! 

Ona göre yeni fikirler geliştirmeli ve yeni pozisyonlar belirlenmeli. 

Yani mesela "Kürt sorunu yok, terör sorunu var" gibi söylemleri bırakmalı...
Artık söylendi, benimsendi vesaire... 

"Teröristle görüşülür mü?" görüşülmüş, 
"3. köprüyü yapsınlar yıkarız gerekirse" falan da mümkün değil... 

Daha bunlar gibi birçok durum var...

Önyargıları, olmazsa olmazları masaya koyup yeni bir 'ben' yeni ve akılcı bir duruş yaratmanın zamanı...

Yani "Bunlar bir gitsin herşey eski haline döner" saflığında değiliz değil mi?




15 Temmuz 2013

Evet Diyenler


























Aydınlık bir gelecek hepimize lazım...

Bunun bilincindekiler oradaydı...

Kimsenin kimseye emretmediği, herkesin birbirine koşulsuz saygı duyduğu ütopik bir ortamdı... İşte bu yüzden çok kızdılar, işte bu yüzden çok korktular ve işte bu yüzden çamur atıyorlar!

Ülkeyi, düşürdükleri bu durumdan yine Gezi Parkı'ndakilerin ve onlar gibi düşünenlerin hoşgörüsünün kurtaracağını biliyor olduklarından mı böyle sorumsuz, düşüncesiz ve hoyrat davranıyorlar?

AKM yıkılmayacak restore edilecek diyerek bizi kandıran Ertuğrul Günay efendi, Gezi Parkı'na orantısız şiddet uygulayan muktedire ne demişti?

"Yapmayın, etmeyin! Unutmayın oradakilerin çoğu bize referandumda "EVET" diyenlerdi!!!

Koskoca adamlarsınız!

Mecburen Gezi Parkı


Bana şu yaşıma dek, ne babam ne de bir büyüğüm şuna oy ver, şuna inan demedi; evleneceğim dediğimde, seviyor musun diye sordular, kimlerden diye soran olmadı; babam komşumuzun kaldırımını da bana süpürtür, işçisinin parasını teri kurumadan verirdi...

Eskimi değil yenimi paylaşmayı, kimseyi hor görmemeyi öğrettiler... Öleceğini bilsen yalan söyleme, kula kulluk etme; aldatma, aldanma; üzme ,üzülme diye tembihlediler.

Yani kardeşim diyeceğim o ki,
yolumun Gezi Parkı'na düşmüş olması tamamen mecburiyettendi :)

Çikletten Çıkan Çocuklar

O, menfaati olan çocuklu kadınlara anne der.
O, yalnız onların ağlamamasını ister.

O, kendisini siyaseten zora düşüren, iktidarını zora sokan, cemaatçiliğin hızla kürt milliyetçiliğine karşı kan kaybettiği, Doğu Anadolu'daki çocuklu kadınlara anne der.

O, çocuklarına kelle dediği şehit annelerine anne der.

Onu bile lafta der, sözde der.


Çünkü aslında o, "Ananı al da git" diyeli çok olmuştur.

Analar onun umurunda değildir.
Olsaydı barışçıl Gezi Parkı protestolarını, halkına karşı şiddet kullanmaya meşru sebep haline getirmek için çabalamazdı. Yalanla dolanla halkı galeyana getirmek için çabalamazdı. Güvenlik güçlerine "Destan yazdınız" demezdi. Palalıların yurtdışına kaçmasına izin vermezdi.

O 'ağlamasın' dediği analardan birini arar başsağlığı dilerdi.

Niye aramadı?

Çünkü ölenler onun seçmeni değildiler; vatandaş değildiler; analarının kuzusu değildiler; kendisi gibi değildiler; yaratmak istediği tipte değildiler; ve hatta insan bile değildiler.

Onlar çapulcuydular!

8000 bine yakın yaralının annesi anne değil onun için...
12 gözü çıkanın annesi anne değil onun için...
5 ölenin annesi anne değil onun için...

Onun derdi anneler değil artık herkes daha iyi biliyor, daha iyi görüyor.

Çocuklar da çikletten çıktılar zaten.

14 Temmuz 2013

Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan!


Arkadaş her yerde "Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan", mitingde "Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan", stadta "Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan"!!!

Erdoğan'ın, o sloganı bulanı, çekip kenara "Senin benim adamlığımdan şüphen mi var ki bu kadar üstüne basıyorsun" diye sormuyor olması da ilginç değil mi?

Ne bileyim bir başbakan için mesela "Milletin Hizmetkarı", "Milletin Sevgilisi" vesaire falan dersin...

"Adam gibi adam" da ne yahu? Koca başbakan için ayıp değil mi?

Nasıl bir kompleks?

"Yoksa şüpheniz mi var efendiler?" diye sorarlar sonra.